Kültür ve Sanat içinde 'Aldatma bir sürecin sonucudur' konusu , Aldatma intikam ve yüzleşme... Herkes aldatabilir, herkes intikam alabilir ya da almak isteyebilir, ama en zoru hatalarla ya da sorunlarla yüzleşmek olsa gerek. Çünkü yüzleşmeye başladığınız anda bir şeyleri kaybetmek ...
|
|
|||||||
| KAYIT OL | Yönetim Takımı | Üye Listesi | Tüm konuları okunmuş kabul et |
|
|
#1 (permalink) |
|
EN Adaletli
![]() |
Aldatma intikam ve yüzleşme... Herkes aldatabilir, herkes intikam alabilir ya da almak isteyebilir, ama en zoru hatalarla ya da sorunlarla yüzleşmek olsa gerek. Çünkü yüzleşmeye başladığınız anda bir şeyleri kaybetmek gerekebilir. Yüzleşmeyi reddedip hayata devam ettiğimizde bazı saplantılarla yaşamak gerekebilir, tıpkı Norman James Crisp'in 'Tehlikeli Saplantı' adlı oyunundaki Mark, Sally ve John gibi. Erzurum Devlet Tiyatrosu bu sezon Crisp'in yazdığı, M. Akif Yeşilkaya'nın yönettiği 'Tehlikeli Saplantı'yı sahneliyor. Bu hafta, pazar gününe kadar İstanbul Devlet Tiyatrosu Şişli Cevahir Sahnesi'ne konuk olan oyun, kadın erkek ilişkilerini aldatma, intikam ve yüzleşme üzerinden ele alıp günümüz insanına sorunlarıyla yüzleşmesi gerektiğini hatırlatıyor. 'Psikolojik gerilim' olarak nitelenen oyun, seyircinin merakını canlı tutup düşünsel bir aksiyon içinde olmasını sağlıyor. Zengin bir çift, Mark ve Sally, beklenmedik bir konuk, John, kapılarını çalınca çıkarlara dayanan, sorunlarına göz yumdukları evliliklerini ve hayata bakış açılarını sorgulamaya başlarlar. Bu sorgulama, üzerlerine doğrultulmuş bir silahın zorlamasıyla olsa da... Oyunda Fulya Koçak, Burak Altay ve Kuvvet Yurdakul Rol alıyorlar. Yönetmen Akif Yeşilkaya, 'Tehlikeli Saplantı'daki aldatma kavramını hayatı kaplayan 'değersizleşme'yle ele aldığını anlattı Oyunun konusunu oluşturan 'aldatma' kavramını nasıl ele aldınız? Benim için bu oyun, insanın var olduğu günden itibaren var olan ve yarın da olmaya devam edecek 'aldatma' ile 'yüzleşme' ve 'değersizleşme' temaları üstünde kurulu. Aldatma hepimizin hayatında var, biz aldatmaları bazen bir an bir şey oldu ve onun üstüne gerçekleşti sanırız, oysa ilişkilerde aldatma noktasına bir süreçle gelinir. Tabii oyunda benim için değersizleşme ya da insan olarak bazı değerlerden uzaklaşma var, bunu da oyunda Mark'ta görüyoruz. Ben orada Mark'ın aldatması kadar, çok içten olmasa da sevdiğini söylediği kadını rahatça, ölmüş olarak bırakıp hayatına devam etmesi, daha ötesinde karşı araçta yardım edebileceği insanları hiç önemsememesini de çok önemli görüyorum. Bu, bugünün değerlerden uzak insanının aldatmayla ilişkisini kuruyor. Siz Anadolunun farklı kentlerinde oyunlar sahneliyorsunuz, oradaki izleyicilerin tiyatroya olan ilgisi ve yaklaşımı nasıl? Aslında Trabzonda çok zor bir metin çalıştık, Nobel Ödüllü yazar Harold Pinter'ın 'Git Gel Dolap'ını. Dünyada bugüne kadar hiç bu kadar büyük ölçekte 'Git Gel Dolap' oynanmadı. Sahnenin yapısı olarak da seyirci koltuk sayısı olarak da. Ama orada bu oyun merdivenler dahil tamamen dolu oynadığı ve seyircinin çok keyif aldığı bir oyun oldu. Oyunu beş altı kez izleyen ve "aslında ne kadar önemli bir sistem eleştirisi yapıyosunuz, şimdi daha iyi gördük" diyen seyircilerimiz oldu. Bu anlamda Anadoludaki seyirciye güvenmek gerektiğini ve onun zekasına, algısına mutlaka inanarak yola çıkmak gerektiğini düşünüyorum. Erzurum seyircisi de oyuna (Tehlikeli Saplantı) inanılmaz sahip çıktı. Erzurumda son hafta, salı gününden bütün oyunların biletleri bitmişti. Bu hikayedeki samimiyet üslup olarak, teknik olarak, içerik olarak seyirciye güvenildiğini gösterdi ve seyirci de ona karşılık verdi diye düşünüyorum. Aldatma-intikam ve yüzleşme konusu insanlık tarihinde sürekli işlenen bir konu, bugünün izleyicisinin bu oyuna bu kadar ilgi göstermesinin nedeni nedir sizce? Bizler hayatımızda ya da ilişkimizde yeni şeyler kurmaya çok istekliyizdir, ama bunu yapmadan önce mutlaka geçmişimizle yüzleşmek gerektiğini düşünüyorum. Bazen de intikam alarak var olmaya çalışıyoruz. Oyundaki John'a bakarsak geldi, kaseti aldı ama onu ne polise verdi ne de başka bir şey yaptı. Geride iki kişilik bir evlilik bıraktı gitti, ama bu evlilik devam edecek mi ya da eskisinden daha mı iyi olacak, bilmiyoruz. Çünkü artık geçmişle yüzleşildi, her şey konuşuldu. Bu bizim hayatımızda yapmadığımız bir durum. Artık çok koşuyoruz hayatta, koşarken de bir sürü şeyi atlıyoruz. Gündelik hayatın gereksinmeleri için uğraşırken neleri kaybettiğimizin farkında bile değiliz. Korkuyoruz belki, kaybetmekten korkuyoruz. Oysa birçok şeyi zaten kaybettiğimizin farkında bile değiliz. İçi boşalmış bir çok değer bize çok önemliymiş gibi sunuluyor, onlara sahip olanlar başarılı gibi görünüyor. Biz de bu durumu kabulleniyoruz. Oysa insanın büyüklüğü sahip olduğu şeylerin büyüklüğüyle değil vazgeçtiği şeylerin büyüklüğüyle ölçülür. 'Tehlikeli Saplantı' ilk defa 1987'de sahnelenmiş ve tiyatro dünyasında bir anda büyük bir ilgi görmüş ve birçok dile çevrilmiş, sizce bu oyunun aynı konuyu işleyen diğer oyunlardan daha çok ilgi görmesinin nedeni nedir, ya da diğer oyunlardan farkı nedir sizce? Aldatma temasını işleyen başka oyunlarda var, benim ilk aklıma gelenlerden biri Pinter'ın 'Aldatma'sı. Tabi o biraz daha, az önce bugünün insanını konuşurken bahsettiğimiz değersizleşmeyi yaşayan insana daha yakın olduğunu düşündüğüm bir oyun. Bu oyun öyle değil, yani bu oyunda bence yazarın farklı bir kurgusu var, oyunda sürekli şunu diyorsunuz, "buymuş, hayır bu değilmiş meğerse buymuş, hayır bu da değilmiş buymuş, meğer buymuş" yani bir 'meğer oyunu' var. Böyle bir kurgunun seyirci için enterasan ve ilginç oluduğunu düşünüyorum. Burdan bir şey koyar ve bir süre sonra bu değil, daha sonra bir başka şey çıkar. Yani seyirci sürekli düşünsel bir aksiyon içinde... Evet, oyun ikinci perdeden itibaren çok daha güçlü bir kurguya dönüşüyor. Sanırım bir yandan da seyirciyi kendi hayatı ya da ilişkilerini sorgulamaya yönlendirdiği için ilgi çekiyor. |
|
|
|
![]() |
| Konu Yönetim Seçenekleri | |
| Konu Gösterim Seçenekleri | |
|
|