Hafta içi her gün 20:00 - 21:00 arası "DJ ÖZEL" ile "Keyf-i Müzik" programını dinlemek için TIKLAYINIZ

Hafta sonu 15:00 - 16:00 arası "DJ EMRE" ile "Müzik Ekspres" programını dinlemek için TIKLAYINIZ

Canlı yayını dinlemek için bilgisayarınızda WINAMP kurulu olmalıdır.WINAMP indirmek için TIKLAYINIZ
forumENA - Knight Online , KOXP

 

Anne Çocuk Sağlığı...

Sağlık içinde Anne Çocuk Sağlığı... konusu , Kekemelikte anlayış çok önemli Kekemelik tedavisinde aile ve konuyla ilgili çalışma yapan merkezlerin işbirliği çok önemli. İlgi ve anlayış ise ilk basamak. Kekemelik pek çok kişinin sosyal yaşamını iş hayatını ...







Geri Dön   forumENA - Knight Online , KOXP > Her Telden , Tüm Konular > Sağlık

KAYIT OL Yönetim Takımı Üye Listesi Tüm konuları okunmuş kabul et
Eski 12-01-2006, 20:39   #21 (permalink)
EN Afilli
 
Crew - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: 04-01-2006
Yer: ƬΉΣ ΚIПG ӨF ΛZΛD ΣDΛПΛ ΛƬK
Mesajlar: 1,041
Rep Gücü: 78
Rep Puanı: 3263
Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9
Crew - ICQ üzerinden mesaj gönder Crew - AİM üzerinden mesaj gönder Crew - MSN üzerinden mesaj gönder Crew - YAHOO üzerinden mesaj gönder
Tanımlı


Kekemelikte anlayış çok önemli
Kekemelik tedavisinde aile ve konuyla ilgili çalışma yapan merkezlerin işbirliği çok önemli. İlgi ve anlayış ise ilk basamak.

Kekemelik pek çok kişinin sosyal yaşamını iş hayatını etkileyen önemli bir sorun. Kekeme olan çocuk toplum içine çıkmaktan kaçınıyor, zamanla içine kapanarak arkadaşlarından ve çevresinden uzaklaşarak yeteneklerini de bir türlü gösteremiyor.

Eğitim etkili
Kekemelik tedavisinde ailenin tutumu ve yardımcı merkezlerin de önemi büyük. Loggita Konuşma Merkezi yetkilileri de bu sorunla mücadele etmede kişiyi sosyalleştirmenin, daha çok konuşması gereken ortamlar yaratmanın önemine değiniyor ve buna yönelik bir programları kişinin seviyesine uygun şekilde sunuyor.

Nefes egzersizi
Kekemelik tedavisinde çocuklardan daha kısa sürede sonuç alınabiliyor. loggita.com sitesinden alınan bilgilere göre kekemelik ile ilgili sorunların çözülmesinde doğru nefes almanın bile büyük önemi var.

Sözünü kesmeyin
Ailelerin de bu dönemde son derece anlayışlı olması çocuklarının sözünü sabırsız davranarak kesmemesi büyük önem taşıyor. Kendine güveni artan çocuk zamanla doğru konuşmayı da öğrenerek, sorunu çözüyor.

Crew isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Eski 12-01-2006, 20:39   #22 (permalink)
EN Afilli
 
Crew - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: 04-01-2006
Yer: ƬΉΣ ΚIПG ӨF ΛZΛD ΣDΛПΛ ΛƬK
Mesajlar: 1,041
Rep Gücü: 78
Rep Puanı: 3263
Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9
Crew - ICQ üzerinden mesaj gönder Crew - AİM üzerinden mesaj gönder Crew - MSN üzerinden mesaj gönder Crew - YAHOO üzerinden mesaj gönder
Tanımlı


Ne bu karnenin hali?
Her dönemin sonunda öğrenci ve velilerin dört gözle beklediği karne gününün gelip kapıya çatmasıyla karneyi bekleyenlerin heyecan ve endişesi artmaya başlar.


Çocuklarının aldığı karneyi yorumlayan veliler; çocuğun performansını, çabasını, çalışma alışkanlığını, o dönemdeki psikolojisini yorumlama yerine; kapasitesi, zeki olup olmadığı, adam olup olamayacağı ve benzeri kişiliğini bir bütün olarak yorumlama hatasından kendilerini kurtaramazlar. Oysa sorun çocuğun kişiliğinde değil davranışlarında, alışkanlıklarında veya aile ortamındandır. Ali; ailesinin hiç de hoşuna gitmeyeceği notlarla dolu karnesini öğretmeninden aldıktan sonra evin yolunu tutar. Eve doğru yürürken anne–babasının karneyi gördükten sonraki yüz hatlarını ve kendisine göstereceği tepkiyi düşündükçe kalp atışları artmaya başlar. Bir ara arkadaşlarının sahte karne düzenleme fikri aklına gelir. Onlarla buluşup yeni karne hazırlayayım diye düşünür. Ancak sonunda gerçeği öğrenekekler diye vazgeçer bu fikirden. Karneyi yırtayım, yok yok eve gitmeyeyim off... Peki ama nereye? Bir sürü soru kafasını allak bulak eder. Gerçekten zor durumdadır. “Bu kadar emeğe yazık! Şu karneye bak utanmıyor musun?”, “Karşılığı bu mu olmalıydı?”, “Amcanın oğlunun, halanın kızının karnesi..” Bir ara gururunun ciddi kırılacağını, rencide edileceğini düşünür. Bu düşünceler içinde yürürken bir anda kendisini evin önünde bulur.

Ali gerçekten zor durumdadır. Çünkü bir insana verebileceğiniz en büyük ceza onu kabullenmeme, adam yerine koymama, değersiz, başarısız birisi olduğunu kendisine hissettirmektir.

Ali kendisine gösterileceğini tahmin ettiği tepkiler sonucu davranışlarını belirleyecektir. Karnesindeki notlarının iyi–kötü olması, içinde bulunduğu durumunun veya o dönemdeki çabasının bir sonucudur. Notlarının bir veya iki olması bundan sonra başarısız olacağını göstermez. Çocuğun çabasını, psikolojik durumunu, yeteneğini, arkadaş çevresini, öğretmeniyle iletişimini, ailesinin sosyo–ekonomik durumunu, anne–babası ile olan iletişimini göz önünde bulundurmadan onu kıyaslamaya, eleştirmeye, yargılamaya bilhassa cezalandırmaya kalkışırsanız bir daha telafi edemeyeceğiniz davranışlar içine girmesine sebep olursunuz.

Çocuğa hiç tepki vermeyelim mi?

Elbette tepki vereceksiniz. Ancak tepki vermeden önce bir karar vermeniz gerekir. Çocuğu bir güzel kalaylayıp hıncınızı mı almayı düşünüyorsunuz? Vereceğiniz tepki sonucunda rahatlayacaksanız bilin ki hıncınızı almak için tepki veriyorsunuzdur. O zaman tepki vermeden derin nefes alın. Karneyi bırakın. Hatta evi terk edin. Nerede hata yaptık, diye düşünün. Çocukla konuşmayı, müsait bir zamana, hislerinize yenik düşmeyeceğiniz bir saat veya güne erteleyin.

Ali neden başarısız?

Ali hayatı daha tam anlayamamış olabilir.

Ders çalışmak için daha erken olduğunu düşünebilir.

Arkadaş çevresi onu çalışmaktan alı koyuyordur.

Evde kafasını sürekli meşgul eden aile içi sorunlar bulunabilir. (Özellikle anne–babanın tartışması, kavgalar ve boşanma çocukları hayata küstürür.)

Öğretmeniyle anlaşamamıştır.

İlk konuları tam öğrenemediğinden sonraki konuları kavrayamamış olabilir.

Verimli çalışmayı bilmiyordur.

Evde televizyonun hiç kapanmaması da sebep olmuş olabilir.

Başaramama korkusundan dolayı çalışmak istememiş olabilir.

Belki de; gerçekten ders çalışmış ancak eksik konularının çok olmasından dolayı ancak bu kadarını toparlamış olabilir.

Sebep ne olursa olsun sorunun neden kaynaklandığı araştırılmadan, özellikle çocuğun çabasını göz önünde bulundurmadan kendisine gösterilen tepkiler onu hiç de hoşlanmayacağımız davranışlara itebilir.

Crew isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Eski 12-01-2006, 20:39   #23 (permalink)
EN Afilli
 
Crew - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: 04-01-2006
Yer: ƬΉΣ ΚIПG ӨF ΛZΛD ΣDΛПΛ ΛƬK
Mesajlar: 1,041
Rep Gücü: 78
Rep Puanı: 3263
Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9
Crew - ICQ üzerinden mesaj gönder Crew - AİM üzerinden mesaj gönder Crew - MSN üzerinden mesaj gönder Crew - YAHOO üzerinden mesaj gönder
Tanımlı


"Gebeliğe dair yanlış bilgiler"
Hamile kaldınız ve henüz herhangi bir kitap okumamış olmanıza rağmen çevrenizden duyduklarınız sayesinde bilgi küpü gibisiniz. Peki ya bildiğinizi sandığınız şeyler yanlışsa? Doğruları Op. Dr. Alper Şişmanoğlu anlatıyor.



Gebelik bir kadının hayatının en özel zamanlarında biri. Bu zaman dilimiyle ilgili yanlış bilinen pek çok şey var. Peki hangileri ne derece doğru? En çok merak edilen soruları Bahçeci Kliniği Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Alper Şişmanoğlu’na yönelttik.

Ne zaman gebe kalınır?
Opr. Alper Şişmanoğlu: Çoğu insan için şaşırtıcı olmakla birlikte gebeliğin başlangıcı olarak, gebe kalınan ilişkinin olduğu gün değil, bundan yaklaşık 14 gün öncesi yani son adet kanamasının ilk günü (SAT) kabul edilir. Bu durumda kanamanızın başladığı gün gebeliğiniz başlamıştır. Bu şekilde hesaplandığında insanlarda gebelik 280 gün yani 40 hafta sürer. Ay hesabı yapmak karışıklığa neden olabileceğinden siz de gebeliğinizi takip ederken hafta olarak ifade etmeyi öğrenmeli ve ay hesabını bırakmalısınız. 28 günde bir adet gören kadın için yumurtlama zamanı kanamanın başlangıcından itibaren 14. gün civarındadır.Bu günler zararlı alışkanlıklardan vazgeçmek için en uygun dönemdir. Örneğin sigara içmeye son verilmeli, alkol ve ilaç alımı kısıtlanmalıdır. Uygun ve sağlıklı beslenme alışkanlığı elde edilmeye çalışılmalıdır. Bu alışkanlıklar rahat bir gebelik süreci için de önemlidir. Bol miktarda taze meyve ve sebze tüketmek, yapay maddeler içeren besinlerden uzak durmak ve olabildiğince fazla su içmek faydalıdıraha önceden başlanmadı ise bu zaman içinde folik asit alımına başlanabilir. Folik asit sayesinde nöral tüp bozuklukların yaklaşık %50'lik bir kısmı önlenebilmektedir. Eğer mümkünse egzersiz yapmak yine oldukça yarar sağlar. Bu gebelik öncesi dönemde pozitif düşünmek ve mümkün olduğunca dinlenerek stresten uzak durmak dünyaya getirmeye çalıştığınız bebeğiniz için oldukça iyi bir başlangıç olacaktır.

Gebelik tahlili ne zaman sonuç verir?
Opr. Alper Şişmanoğlu: Embriyonun rahim duvarına yapışmasından 4-5 gün sonra kanda gebelik testi olumlu sonuç verebilir, ancak bilinmesi gereken en önemli şey bunun yumurtlama gününüzle doğrudan bağlantılı olduğudur. Bunun anlamı yumurtlama gününüzün ileri kayması durumunda bu test de daha sonra sonuç verecektir. Eczanelerde satılan ve evde uygulamaya sokulmuş idrardan yapılan test kitleri bulunmaktadır. Kolay uygulanmasına karşılık bu testler çok güvenilir değildir ve %20-25 yanlış negatif ve %5 yanlış pozitif sonuç vermektedir.

Gebelikte bilgisayar kullanılır mı?
Opr. Alper Şişmanoğlu: Günümüzde bilgisayar hayatımızın her noktasında yer almaktadır ve birçok gebeliğe hazırlanan veya gebe olan kadın bilgisayar kullanmaktadır. Bilgisayar ile çalışmaya bağlı psikolojik ve fizyolojik stres uygun şekilde ayarlanan çalışma saatleri ve molalar ile azaltılabilir. Yine çalışma ortamı ve masasının dizaynı stres azaltmakta etkilidir. Rahat koltuklar ve masalar, belden destekleyici yastıklar yararlı olur.Uzun süre mola vermeden çalışmak kaslarda gerginlik, tendonlarda ve bağlarda inflamasyon ve dolaşımda bozukluğa yol açar. Bütün bunlar gebe kadında huzursuzluk yaratır. Uygun zamanlarda mola vermek şarttır. Bunun için 2 saatte bir 15 dakika ara vermek yeterlidir. Ayağa kalkıp biraz dolaşmak ve gerinmek çoğu gebeye iyi gelir. Bu amaçla yapılan baş ve boyun hareketleri ile omuzlar ve ayakları çevirmek dolaşımı destekler.Sonuç olarak bütün bu bilimsel verilerin ışığında, meslekleri gereği bilgisayar kullanmak zorunda olan kadınların yukarıdaki önlemleri almak kaydı ile gebelikleri süresince güvenle monitör karşısında çalışabileceklerini ve bununla ilgili endişe duymalarının gereksiz olduğunu söyleyebiliriz.

Gebelikte vajinal ultrason takibi yapılır mı?
Opr. Alper Şişmanoğlu: Yanlış bir inanışla birçok gebe alttan yapılan (vajinal) ultrasona girmemektedir ve bebeğinin düşeceğini sanmaktadırlar. Bir hekim olarak hepimiz vajinal ultrason yapıldığı için bebeğinin düştüğünü o yüzden doktorunu değiştiren hastalarla karşılaşmaktayız. Vajinal prob rahim ağzını görüntülemek ve erken gebeliğin takibi için çok yararlı bir ultrason yöntemidir ve dikkatli yapıldığında hiç bir zararlı etkiye yol açmamaktadır Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte gebelikte tanı yöntemleri ve kullanılan aletler gittikçe artmaktadır . Bunlardan biri kuşkusuz herkesin tanıdık olduğu ultrasonografi cihazlarıdır. Gebe takibinde gebeliğin ilk ayından son noktasına kadar ultrasonografi vazgeçilmez bir takip yöntemi olmuştur. Elde edilen görüntülerle bebeklerde daha anne karnında major anomalilerden en basit cinsiyet tayinine kadar her alanda kullanılmaktadır. Günümüzde renkli ultrason diye bilinen Doppler Ultrasonografi ile bebeğin kan akımları ve sağlık durumu hakkında çok geniş bilgiler elde edebilmekteyiz. Bebeğinizin anne karnındayken fotoğraf albümlerine girebilmesini sağlayan 3 boyutlu cihazlar da kullanılmaya başlanmıştır. Bu takipler bebek üzerine olumsuz etkisi var mı? Kaç kez ultrasona girmeliyiz? Yapılan çalışmalarda ultrasonografi takiplerinin bebek üzerinde olumsuz etkisi gösterilmemiştir. Bu durum sık sık yapılan takiplerle de aynı bulunmuştur. Ultrason cihazları normal ama insan kulağının duyamayacağı frekansta ses dalgası kullanmaktadır. Bu sebeple bebek üzerinde bir zarar söz konusu olmamaktadır. Bu konuda doktorunuzun tavsiye ettiği ve uygun gördüğü her durumda ultasona girmenizde bir sakınca yoktur.

Gebelik cinselliğe engel midir?
Opr. Alper Şişmanoğlu: Gebe olduğunuzu öğrendiniz peki bundan sonra cinsel hayatımız ne şekilde olmalı?. Birçok çift bu soru ile baş başa kalmaktadır. Cinsellik üzerine konuşma ve tartışma günümüzde hala tabular arasındadır. Bir kısım kadın bu konuyu doktoruna açmaktan kaçınırken, bazen de doktorlar bu konuyu hastası ile açıkça konuşmaktan kaçınır. Bu iletişim kopukluğundan çiftler gebelikte seksten uzak durmaları gerektiği mesajını çıkarırlar yada halk arasındaki inançlara göre davranırlar. Bu dönemde her ne kadar düşünceler doğacak bebek üzerine yoğunlaşsa da çiftin birbirleriyle olan ilişkilerini olgunlaştırdıkları bir dönem haline gelmektedir.Gebeler cinsel istek artışına rağmen cinsel ilişkinin rahim ağzının açılmasını kolaylaştıracağı ve erken doğuma neden olacağı,damarların açılıp kanayacağı, erkek cinsel organının bebeğin başına zarar vereceği gibi asılsız, rahatsız edici düşünce ve inanışlara kapılıp cinsellikten uzak dururlar. Her ne kadar orgazm(boşalma) oksitosin (rahim kasını kasıcı madde) salgılanmasına neden olup rahim kasılmalarına yol açsa da bunlar doğumu başlatmaz, erken doğuma neden olmaz. Cinsel ilişki bebeğe zarar vermez, erkek cinsel organının bebekle fiziksel olarak teması yoktur. Anne karnındaki bebek rahim kasları, içinde bulunduğu gebelik kesesi ve kese içindeki sıvı ile darbelere karşı koruma altındadır. Rahim ağzı kanalındaki(servikal kanal) salgıların koyulaşması ile oluşan tıkaç bakterilerin ve semenin(sperm) rahim içine girmesini engelleyen bir bariyer oluşturur. Cinselliğe engel oluşturacak tıbbi problemler olmadıkça gebelik süresince hatta son güne kadar cinsel ilişki yasak değildir. Gebeler cinsel ilişkinin zararlı olabileceği koşulları kendi kendine değerlendirebilecek bilgi donanımından yoksun oldukları için bu konuda kadınlar en sağlıklı bilgileri kadın doğum uzmanlarından alabilirler. Gebeliğin ilk ayları düşük tehlikesinin en yüksek olduğu dönemdir. Eğer kanamanız var ise doktorunuza hemen danışın ve bu sure içinde cinsel ilişkide bulunmayın. Gebelik kesesinin erken açıldığı, suları erken geldiği durumlar ,vajinal kanama ,geçirilmiş gebeliklerde erken doğum tehdidi öyküsü ve şimdiki gebelikte erken doğum tehdidi ,partnerin cinsel yolla bulaşan hastalık taşıyıcısı olması ,plasenta previa (çocuğun eşinin önde olması ve rahim ağzı kanalını kapattığı durumlar) Çoğul gebelikte gebeliğin son aylarında ,Kadın doğum uzmanınızca cinselliğe yasak getirilen diğer durumlar dışındaki zamanlarda cinsel hayatın devam etmesi önerilmektedir.

Gebelikte spor yapılabilir mi?
Opr. Alper Şişmanoğlu: İlk üç ayda gebeler normale göre kendilerini daha yorgun hissederler ve bu dönemde sık sık dinlenmeliler ve erken yatmalılar. Genellikle ilerleyen haftalarla birlikte bu yorgunluk azalmaktadır, ama yine de gebeler diğer insanlara göre daha az yorucu işlerde çalışmalı ve ek dinlenme zamanları olmalıdır. Günlük aktiviteler genellikle kısıtlanmaz ve hayat olduğu gibi devam eder. Sağlıklı bir gebe doğuma kadar çalışabilir ve günlük aktivitelerini yapabilir. Aşırı ağır kaldırmak, yorucu egzersizler, uzun süre ayakta durmak ve fiziksel tehlike oluşturacak işler yapılmamalıdır.

Gebelerin çok fazla hareket etmesinin ya da başka bir deyişle spor yapmasının bebeğe zarar vereceği düşünülür. Oysa günümüzde spor yapmayı hayat tarzı olarak benimseyen anneler spordan uzak kalmak istemiyor. Hamile kadınlara doktorlar bol yürümeyi önerir. Yüzme sporu da oldukça uygun bir fiziksel aktivitedir. Su içinde kendinizi çok fazla yormadan ve yavaş tempoda yüzebilirsiniz. Hamilelere genellikle sırtüstü yüzme önerilir. Çünkü sırtüstü yüzerken karnınız gerilir, kollarınız ve bacaklarınız çalışır. Birçok kadın hamileyken de jogging yapmayı sürdürür. Ancak eğer riskli bir hamilelik yaşı yorsanız koşmak iyi bir fikir değildir. Bisiklete binmek hamilelik döneminde ufak tefek kazalara yol açabileceği için biraz tehlikelidir. Tenis ve golf hamilelik süresince güvenlidir ancak fazla bir egzersiz sağlamazlar. Ata binmek ise her zaman için bir düşme tehlikesi bulundurduğundan güvenli değildir.

Gebelikte uzun süreli yolculuk yapılabilir mi?
Opr. Alper Şişmanoğlu: Uzun süren yolculuklar gebelikte önerilmemektedir. Yolculuk yapılacak ise mutlaka 2 saatte bir durulmalı ve kan dolaşımın hızlanması için 10dk boyunca dolaşmaya izin verilmelidir. Otomobil yolculuklarında emniyet kemeri mutlaka takılmalıdır ama ilerlemiş gebelik haftalarında mutlaka karnın alt bölgesine yerleştirilmelidir. Daha konforlu bir yolculuk için bel altına yastık yerleştirilmesi de önerilmektedir.

Gebelikte saç boyatmanın sakıncası var mı? Makyaj yapabilir mi?
Opr. Alper Şişmanoğlu: Gebelikte nasıl sonuç vereceği bilinmeyen birçok kimyasal madde var. Bunlardan bazıları saç boyaları, makyaj malzemeleri, gıda boyaları ve katkı maddeleridir. Gebelikle ilgilenen doktorlar genellikle nasıl sonuç vereceğini bilmediği bu tür ürünlerden uzak durulması gerektiğini savunmaktadır. Hayatımızda her alanında bu tür maddeler ile karşı karşıya kalabiliriz. Doğal bitkisel özlü saç boyaları kullanılmaktadır fakat ilk üç aydı yine de önerilmemektedir. Kadın vücudu gebelik sırasında diğer zamanlardan daha fazla bakım ister. Bu dönemde bedeninize gösterdiğiniz ilgi hem sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmenizi hem de doğum sonrasında vücudunuzun eski haline kolayca dönmesini sağlar. Bu yüzden hamilelik döneminde vücut temizliğinize ve bakımınıza gerekli ilgi gösterilmelidir.

Crew isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Eski 12-01-2006, 20:39   #24 (permalink)
EN Afilli
 
Crew - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: 04-01-2006
Yer: ƬΉΣ ΚIПG ӨF ΛZΛD ΣDΛПΛ ΛƬK
Mesajlar: 1,041
Rep Gücü: 78
Rep Puanı: 3263
Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9
Crew - ICQ üzerinden mesaj gönder Crew - AİM üzerinden mesaj gönder Crew - MSN üzerinden mesaj gönder Crew - YAHOO üzerinden mesaj gönder
Tanımlı


Bebeğinize tuvalet alışkanlığı kazandırırken
Birçok anne bebeğinin büyüyüp tuvalet alışkanlığı kazanmasını dört gözle bekliyor. Bu bekleme süresi boyunca da birçok zorluğa katlanıyorlar. Eğer sizinde katlanmadığınızı zorluk, başvurmadığınız yöntem kalmadıysa bir de bizim önerilerimize göz atın, bu sayede hiç zorlanmadan onun tuvalete gitmesini sağlayabilirsiniz.

1.adım

“Beni can kulağıyla dinleyin”

Tuvalet eğitimi için doğru zamanın gelip gelmediğini çocuğunuzu gözlemleyerek anlayabilirsiniz. Eğer gözden kaçıracağınız birşeyler olursa, onun gelişimine zarar vermiş olursunuz. İşte çocuğunuzun size göndereceği mesajlar:

* Çocuğunuzun altının gündüzleri iki saatten daha uzun süre ve uyandığında kuru olması.
* Bağırsak hareketlerinin düzenli ve günün belirli saatlerinde gerçekleşmesi.
* Çocuğunuzun, yüz ifadesi, hareketleri ya da konuşmasıyla tuvaletinin geldiğini hemen belli etmesi.
* Basit istekleri yerine getirebilmesi.
* Tuvalete gidip, geri gelmesi, soyunması ve giyinmesi.
* Kirli bezden rahatsız olup altının değiştirilmesini istemesi.
* Oturarak ya da tuvaleti kullanma isteği taşıması.
* Külot giymek istemesi.
* Sizin ve büyük kardeşlerinin peşi sıra tuvalete giderek, orada ne yapıldığıyla ilgilenmesi.

Ne yapmalısınız?

Çocuğunuzun tüm bu gelişmeleri göstermesi tuvalet eğitimine başlayabileceğiniz anlamına geliyor. Ancak yine de çok aceleci davranmamalısınız. Karnını tuttuğunu gördüğünüzde hemen onu oturağa oturması için zorlamamalısınız.

2. adım

“Tuvaletim geldiğini anlıyorum”

Çocuğunuzun tuvalet alışkanlığını kazanması için öncelikle belli gelişim süreçlerinden geçmesi gerekiyor. Örneğin bağırsak-meme sinirlerini ve kaslarını kontrol edebilmeli. Bu gelişme de ancak 18. aydan itibaren gerçekleşiyor. Daha önceki aylarda bezler sıkça değiştirilmeli. Çocuğunuz bağırsağındaki basınçla, karnındaki gurultuları birbirinden ayırt edebilmeli. Ayrıca tuvalete veya oturağa yetişebilmesi için zaman duygusunun da gelişmesi gerekiyor. Neden tuvalete gitmesi konusunda bilinçlendirilmeli. Onunla konuşarak, tuvalete gitmeyi çocuğa cazip bir hale getirmek mümkün.

Ne yapmalısınız?

Yukarıda saydığımız aşamalar gerçekleşmeden çocuğunuza tuvalet alışkanlığı kazandıramazsınız. Tuvaletinin geldiğini size söylediğinde ya da bunu hareketleriyle belli ettiğinde onu övmelisiniz. Hepsinden de önemlisi sabırlı olmalısınız. Yapılan araştırmalar, tuvalet eğitimine erkekn başlayan annelerin başarısız olduğunu gösteriyor.

3. adım

“Bana sorabilirsiniz”

2.5 yaşındaki çocuklar artık tuvaleti geldiğinde bunu hissedebiliyorlar. Annesinin “Tuvaletin var mı?” sorusuna, “evet” ya da “hayır” yanıtını verebiliyorlar.

Ne yapmalısınız?

Çoğu çocuk oturağa veya klozete oturmadan önce anne ya da babası tarafından övülmek istiyor. Bazı çocuklarsa hazır bez dışında başka bir yere tuvaletini yapmayı reddebiliyor. Çocuğunuz ikinci gruba aitse, ona biraz zaman tanımalısınız. Bırakın tuvaletini hazır beze yapmaya devam etsin. “Tuvaletin var mı?” sorusuna, tuvaletini yaparak cevap verdiğinde ona kızmamalısınız.
Oturarak ya da tuvalet seçimini çocuğunuzun yapmasına izin vermelisiniz. Oturağın en önemli avantajlarından biri, çocuğun rahatça oturabileceği bir yükseklikte olması ve dolayısıyla düşme tehlikesi taşımaması. Çocuğunuz tuvaleti tercih ediyorsa buna karşı çıkmamalısınız.Klozet üzerine yerleştirilen küçük plastik kapaklar kaza olasılığını azaltır.

4. adım

“Ben kendim söyleyebiliyorum”

Artık çocuğunuzun yüz ifadesine ya da hareketlerine bakarak tuvaletinin gelip gelmediğini tahmin etmeniz gerekmiyor. 2.5-3 yaşlarındaki çocuklar tuvaletinin geldiğini sözlü olarak ifade edebiliyorlar. Bazen çocuğunuz altına birkaç damla kaçırabilir, ama artık genellikle tuvaletinin geldiğini fark edecektir. Gündüzleri altının bağlanmamasının geceleri de bağlanmaması gerektiği anlamına geldiğini unutmayın.

Ne yapmalısınız?

Çocuğunuz tuvalete ya da oturağa oturduğunda onu övmeye devam etmelisiniz. Ayrıca tuvalete yetişemediğinde ve altına birkaç damla kaçırdığında ona kızmayın. Tuvalete zamanında yetişebilmesi için giysilerinin kolay çıkarılabilir olmasına dikkat edin. Bahçıvan pantalonlar, çok düğmeli giysiler ve külotlu çorplar onun tek başına soyunmasını güçleştireceğinden, altına kaçırmasına neden olabilir. Seyahat, ziyaret ve tatil sırasında bez kullanımı daha kolay olsa da altını bağlamamaya özen göstermelisiniz. Çünkü bu çocuğunuzun aklının karışmasına sebep olabilir. Bırakın bezsiz dolaşsın ve tuvalete gitmesi gerektiğine karar versin. Bu dönemde yanınıza mutlaka yedek giysiler alın.

5.adım

“Kendi kendime tuvalete gidebiliyorum”

3 yaşından itibaren çocuklar düzenli olarak tuvalete gidebiliyor ve bunu çoğu zaman anne babanın yardımı olmadan yapabiliyorlar. Tabii bazen ışığı yakmaları ya da sifonu çekmeleri için anne babalarından yardım istemelerinin dışında.

Ne yapmalısınız?

Çocuğunuzun özgüvenini artırmak ve bir şeyleri tek başına yapabildiğini göstermek için ona “Dene bakalım, tek başına tuvaletini yapabiliyor musun” gibi teşvik edici sözler söyleyebilirsiniz. Özellikle de akşamları yatmadan önce. Ancak bu konuda fazla ısrarcı olmamaya dikkat edin. Tek başına tuvalete gitmeye korktuğunda küçümseyici bir tavır takınmayın. Bu gibi durumlarda çocuğunuzla birlikte tuvalete gitmeyi ya da salondan bağıra bağıra onunla konuşmayı teklif edin.

Crew isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Eski 12-01-2006, 20:40   #25 (permalink)
EN Afilli
 
Crew - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: 04-01-2006
Yer: ƬΉΣ ΚIПG ӨF ΛZΛD ΣDΛПΛ ΛƬK
Mesajlar: 1,041
Rep Gücü: 78
Rep Puanı: 3263
Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9
Crew - ICQ üzerinden mesaj gönder Crew - AİM üzerinden mesaj gönder Crew - MSN üzerinden mesaj gönder Crew - YAHOO üzerinden mesaj gönder
Tanımlı


Otomobilde Çocuk Güvenliği
Sevdiğiniz ve değer verdiğiniz her şey doğal olarak en iyi şekilde korunmayı hak eder. Tabii ki çocuğunuza en fazla özeni gösterdiğinizi söylemeye gerek yok. Bu, trafiğin taşıdığı tüm risklere bağlı olarak özellikle otomobil kullanırken de geçerli olmalıdır. Siz otomobil kullanırken çocuğunuz için oluşan riskleri en aza indirebilmeniz için Maxi-Cosi’nin sunduğu önerileri bu sayfalarda bulacaksınız…





Çocuk oto güvenlik koltuğu neden gerekli?
Çocuk Oto Güvenlik Koltuğu Alırken Ve Kullanırken Dikkat Edilecek Noktalar
Maxi-Cosi Cabrio SPS
Maxi-Cosi Priori XP
Maxi-Cosi Rodi XP


Çocuk oto güvenlik koltuğu neden gerekli?


Bebeğinizin arabayla yaptığı yolculuklarda rahat ve güven içinde olduğundan emin olmak istiyorsunuz değil mi? Birer anne baba olarak onun için endişelendiğiniz zamanlar oluyor. Özellikle büyük bir şehirde yaşıyorsanız... Her an için tehlike sinyalleri veren trafikte insan ne yapacağını şaşırıyor. Bir de minicik bir bebeğe sahip çıkmak kolay değil, elbette. Diyelim ki arabayı eşiniz kullanıyor ve siz bebeğinizi kucağınıza alarak korumayı düşünüyorsunuz. Sakın ola ki böyle bir hataya düşmeyin. Istatistikler ve çarpışma testleri bu yöntemin hiç güvenli olmadığını gösteriyor. Bebeğiniz ani frenlerde oluşan basınç etkisi ile tutabilmeniz imkansız olduğundan kollarınızın arasından uçuyor ve otomobilin camına yada torpidoya çarpıyor. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) istatistiklerine göre doğumdan itibaren çocuk oto güvenlik koltuğu kullanımı yasal zorunluluk olan gelişmiş ülkelerde trafik kazalarında çocuk ölüm oranı %3 civarındayken, yasal zorunluluk olmayan ülkemizde ise kucakta taşınması, oto güvenlik koltuğu kullanılmaması veya doğru yerde oturtulmaması gibi nedenlerle %46 olması bize çocuk oto güvenlik koltuklarının çocuklarımızın can güvenliği açısından ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. O halde bebeklerin can güvenliği için özel olarak hazırlanan oto güvenlik koltuklarını kesinlikle kullanmak gerekiyor.

Çocuk oto güvenlik koltuğunun önemi

Çocuk oto güvenlik koltuğu kullanmadığınızda olabilecekleri biliyor musunuz?

Küçük çocukların sürüş istikametinde oturması durumunda, araba ani bir fren yaptığında ya da önden bir darbe aldığında; ense kökü ve omuriliğe büyük bir yük biniyor. Bebekler, başları vücutlarına göre daha büyük olduğundan ve kemik ile kas yapıları yeterince gelişmediği için ciddi yaralanmalara maruz kalıyorlar. Zaten bu nedenle bebekler için olan oto güvenlik koltuğunun otomobilin yolcu koltuğuna sürüş istikametinin tersine monte edilmesi gerekiyor. Bu arada önemli bir noktayı hatırlatmakta yarar var. Arabanızın yolcu koltuğu tarafında airbag (hava yastığı) varsa kesinlikle çocuk oto güvenlik koltuğunu buraya monte etmeyin. Kaza anında hava yastığının devreye girmesi ile ciddi yaralanmalar ortaya çıkıyor.

Ben arabayı zaten çok hızlı sürmüyorum, bu nedenle bebeğimi kucağımda taşır ve korurum demek de yanlış bir yaklaşım. Kaza anında en büyük risk, aracın dışına fırlamak veya aracın içinde kontrolsüz savrulmaktır. Avrupa'daki kalite kontrol kurumları gerçek bebek ağırlığı ve boyutlarındaki bebek maketlerle çarpışma testleri yapıyor. Bu testlerin sonucunda 48 km. hızla giden bir araçta bulunan, 7 kg. ağırlığında bir bebeğin önden çarpışma sırasında aynı hızla camdan fırladığı görülüyor. Aynı şekilde, yapılan testlerde; bir yetişkinin kucağında seyahat eden bir bebeğin, 48 km hızla giden otomobilde çarpışmaya maruz kaldığında, 2,5 tonluk bir basınca maruz kaldığı tespit ediliyor.

Crew isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Eski 12-01-2006, 20:40   #26 (permalink)
EN Afilli
 
Crew - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: 04-01-2006
Yer: ƬΉΣ ΚIПG ӨF ΛZΛD ΣDΛПΛ ΛƬK
Mesajlar: 1,041
Rep Gücü: 78
Rep Puanı: 3263
Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9
Crew - ICQ üzerinden mesaj gönder Crew - AİM üzerinden mesaj gönder Crew - MSN üzerinden mesaj gönder Crew - YAHOO üzerinden mesaj gönder
Tanımlı


Hamilelikte Oluşan Cilt Değişimleri
Güzelsiniz, hem de çok özel bir nedenden dolayı… Hamilelik süresi boyunca cildiniz pek çok değişimden geçecek. 50 yıldan uzun bir süredir Avrupa’daki doğum merkezlerinde kullanılan ve ünlü Expanscience Laboratuarları tarafından geliştirilen Mustela Anne Serisi’nin, bebeğinizi beklediğiniz bu özel dönemde karşılaşacağınız cilt değişimleriyle ilgili sunduğu bilgiler ve öneriler bu bölümde…





Hamilelikte Oluşan Cilt Değişimleri
Göğüslerdeki Değişim
Bacaklarınızı Rahatlatın
Doğum Sonrası Bakım

Hamilelikte Oluşan Cilt Değişimleri


Güzelsiniz, hem de çok özel bir nedenden dolayı.. Dokuz aydan uzun bir süre boyunca pek çok değişik olayla karşılaşacaksınız.

Örneğin cildiniz, dokuların gerilmesi ile birlikte sadece hamilelik döneminde görülen hormonal bir değişimden etkilenecek, aynı sizin gibi biraz daha duyarlı, daha kırılgan olacak. Hamileliğinizle ilgili sadece güzel anılara sahip olabilmek için yalnızca şu anda yaşadığınız fiziksel değişikliklerle uğraşmayacak, aynı zamanda yakın gelecekte yaşayacağınız değişikliklere de hazırlanmak durumunda kalacaksınız.

İsterseniz, hamilelik döneminde cildinizin yaşayacağı değişimleri inceleyelim:

Karın çatlaklarına son!

Önlem almaya birinci aydan itibaren başlayın!

• Karın çatlağı nedir?
Bunlar mor-kırmızı renkten beyaza dönüşen izlerdir ve hamileliğin en önemli işaretleridir. Karın çatlakları hamilelerin yarısından fazlasında görülür.

• Neden ortaya çıkarlar?
Hamilelik sırasında hormonların etkisinde kalan ve gerilen dokularda cildin yapısını ve esnekliğini sağlayan kollajen ve elastin lifler iyice gerilerek kopuyorlar. Daha ince ve düzensiz yapıdaki yeni liflerin oluşumuyla telafi ediliyorlar. Bu liflerin üzerindeki deri de daha ince olduğu için ciltte bir yara izi niteliğinde gözle görülür izler ortaya çıkıyor.

• Neden görünürler?
Kaçınılmaz olarak hormonal faktörler nedeniyle çatlaklar oluşuyor. Vücut ağırlığındaki artış nedeniyle cildin sıkılığındaki değişim, yani mekanik faktör de etkili oluyor. Ancak çatlakların asıl sorumlusu hormonal değişim. Çatlakların oluşumda kadının hamilelik öncesindeki kilosu, kolajen kalitesi ve genetik faktörler de ayrıca rol oynuyor. Ayrıca karın çatlakları çoğunlukla genç kadınlarda görülüyor. Daha önce yaşanmış olan hamileliklerin sayısının ise yeni karın çatlaklarının ortaya çıkmasında herhangi bir rolü söz konusu değil. Bel çevresi genişliği ile karın çatlaklarının varlığı arasında ise herhangi bir bağlantı bulunmuyor.




• Önleyici cilt bakımına hamileliğin birinci ayından itibaren başlayın. Ne kadar erken başlanırsa çatlakların önlenmesindeki başarı o kadar yüksek oluyor.
• Cilt bakım ürünü ne kadar düzenli aralıklarla uygulanırsa etkinliği o kadar yüksek!
• Cilt bakım ürününün kullanımına doğum sonrasında da devam etmeyi unutmayın!
• Tüm yara izleri gibi karın çatlaklarını da güneşe maruz bırakmayın!

Crew isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Eski 12-01-2006, 20:40   #27 (permalink)
EN Afilli
 
Crew - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: 04-01-2006
Yer: ƬΉΣ ΚIПG ӨF ΛZΛD ΣDΛПΛ ΛƬK
Mesajlar: 1,041
Rep Gücü: 78
Rep Puanı: 3263
Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9
Crew - ICQ üzerinden mesaj gönder Crew - AİM üzerinden mesaj gönder Crew - MSN üzerinden mesaj gönder Crew - YAHOO üzerinden mesaj gönder
Tanımlı


Sigara Dumanı Çocukları Neden Hasta Eder?
Havalar soğuk, herkes kapalı mekanlarda oturuyor. Ve sigara dumanı yine gündemimize oturdu. Uzmanlar, sigara dumanının zararlarını ise şu şekilde bildiriyor;.
· Astım ve solunum yolları rahatsızlıkları
· Daha sık gribe yakalanma, hastalanma ve okuldan geri kalma
· Ortakulakta sıvı birikmesi (sağırlığa yol açabilir)
· Yanında sigara içilen çocukların hayatlarının herhangi bir döneminde sigaraya başlama olasılıkları

Peki çocuğun sigaraya başlamasını nasıl önleyebilirsiniz?


· Çocuklardan sizin için sigara ve kül tablasını getirmesini istemeyerek
· Onları sigara aldırmaya göndermeyerek
· Sigaraya hiç başlamamış olmayı istemediğinizi söyleyerek
· Sigarayı bir gün bırakmayı istediğinizi ve onların da hiç başlamamasını istediğinizi söyleyere

Crew isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Eski 12-01-2006, 20:40   #28 (permalink)
EN Afilli
 
Crew - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: 04-01-2006
Yer: ƬΉΣ ΚIПG ӨF ΛZΛD ΣDΛПΛ ΛƬK
Mesajlar: 1,041
Rep Gücü: 78
Rep Puanı: 3263
Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9
Crew - ICQ üzerinden mesaj gönder Crew - AİM üzerinden mesaj gönder Crew - MSN üzerinden mesaj gönder Crew - YAHOO üzerinden mesaj gönder
Tanımlı


"Çocuklarla ölüm hakkında konuşabilmek"
Ölümü anlamak yetişkinler için bile yeterince zorken, bir de bunu çocuğunuza açıklamak hepten zor. Ancak ölüm hayatın bir parçası olduğu için çocuklara mutlaka anlatılması gerekiyor.



Ölüm, hepimiz açısından anlaması ve dayanılması çok zor olan bir kavram. Biz yetişkinler için bile açıklaması çok da kolay olmayan detaylarla dolu olan bu kavram, çocuklar için tam bir soyut düşünceden ibarettir. Ancak hepimiz biliyoruz ki ölüm de yaşamın bir parçası ve o da çocuklara anlatılması gereken konuların başında geliyor.

Çoğu aileler çocuklarına ölüm olayını açıklamaktan çekinir, bu durumun çocuklarda psikolojik bazlı bazı sorunlara yol açacağından endişe eder. Ancak ölüm olayının da çocuğun hayatında var olduğunu benimsemek yetişkinlerin kabul etmesi gereken önemli noktalardan biri. İlla ki bir yakınımızı kaybet, ölüm olayını çocuklarımıza açıklamak için bir neden olmamalı. Çocuklar sahip oldukları ve değer verdikleri bir çiçeğin ya da bir hayvanın da ölümüne şahit olabilirler. Bu tip durumlarda ölüm olayını önemsememek ve açıklamak yapmaktan uzak durmak doğru olmayabilir. Çocuğun yaşadığı daha ağır tramvalarda çocuğa ölüm olayını açıklamak hiç de kolay olmayacaktır, bu nedenle ölüm kavramını çocuğunuza açıklamak için basit fırsatları kaçırmak ileride başınıza gelen bir ölüm olayını açıklarken işinizi çok daha zor hale getirebilir.

Çocukların yaş gruplarına göre ölüm olayını algılamaları nasıl değişiklik gösteriyor?

0-3 yaş arası çocuklarda
Genellikle 3 yaştan önce çocuklar ölüm olayını algılayamazlar. Bu nedenle yaşamlarının ilk üç yılında yakınlarının ölümü ile karşılaşan çocuklar ölümü diğer yaş grubundaki çocuklara göre daha az korkutucu bulurlar. Ancak bu çocuklar ölüm olayını kavrayamasa da değişen yaşam koşullarını fark edebilirler ve bu duruma tepki gösterebilirler. Örneğin çocukların sahip oldukları rutinlerin değişmesi (mama saatinin ya da uyku düzeninin değişmesi) çocuklarda rahatsızlıklara neden olabilir. Özellikle birinci dereceden yakının vefatında çocuğun hayatındaki bu gibi düzenler çok ciddi biçimde sarsılabilir, çocuğun yeme ve uyku düzeninde değişiklikler, ruh halinde bazı abartılı durumlara (çok ağlama, çok huzursuzluk) yol açabilir.

Neler Yapabilirsiniz?

Çocuğun sahip olduğu rutinlere olabildiğince çok sadık kalmaya çalışın.
Çocuğun fiziksel ortamında herhangi bir değişiklik yapmamaya özen gösterin.
Çocuğun beslenmesine oldukça önem verin, çünkü bu yaş grubundaki çocuklara göre en önemli rutin yemek yeme düzenidir.

3-6 yaş arası çocuklarda:
Bu yaş grubundaki çocuklar, ölüm olayını 0-3 yaş grubundaki çocuklara oranla daha iyi algılayabilirler. Ancak yine de ölüm olayının sürekli olduğunu kavrayamazlar, bu durumun geçici olduğuna inanırlar ve kaybedilen kişinin bir süre sonra döneceğini zannederler. Çocuklara ölen kişinin gömüldüğü anlatıldığında ise onun mezarda üşüyebileceğini ya da acıkabileceğini düşünebilir.

Neler Yapabilirsiniz?

Çocuğa ölüm olayını, sakin ve sessiz bir ortamda göz kontağı kurarak açıklayın.
"O şimdi derin bir uykuya daldı ya da uzun bir yolculuğa çıktı" gibi cümleler kurmaktan kaçının.
Ölüm olayını olabildiğince somut şekilde çocuğunuza anlatmaya çalışın. "Ölüm, bir kişinin artık nefes almaması, yemek yememesi, banyoya gitmemesi ve büyümemesi demektir" gibi bir açıklama yapabilirsiniz.
Çocuğun bu olaya karşı olan duygularını ifade edebilmesi için olanaklar sağlayın. Resim yapmak ya da ölüm hakkında bir hikaye dinlemek çocuk için rahatlatıcı olabilir. Bazı uzmanlara göre ise cenaze anının tekrar konuşulması ve canlandırılması da çocuğa duygularını yaşayabilmesi için olanaklar sağlayan aktiviteler arasında yer alıyor.
Çocuğa belirli aralıklarla ölüm olayını hatırlatılarak çocuğun konuyu daha iyi anlaması sağlanabilir, çünkü ölüm olayı yavaş yavaş anlaşılan bir süreçtir.

Ağır vakalarda çocukta ölüm olayına karşı verilen tepkiler:

Uyum ve davranış bozuklukları (alt ıslatma, kekemelik, saldırganlık)
Kabuslar, uyku problemleri

Bayılma, titreme nöbetleri

İçine kapanma

Okul başarısızlıkları

Çeşitli tikler

Ölüm olayı ile karşılaşan bir çocuğa açıklama yapmanın ne kadar zor bir şey olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu tip bir durumla karşılaştığınızda yanlış yapmamak için bir uzmandan psikolojik ve teknik yardım alabilirsiniz. Çocuğun tepkilerinin çok ağır olduğuna inanıyorsanız mutlaka bir çocuk psikiyatrı ile iletişime geçin, aksi takdirde çocuk yaşadığı olayla başa çıkamayacak ve yoğun psikolojik sorunlar yaşayacaktır.

Crew isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Eski 12-01-2006, 20:40   #29 (permalink)
EN Afilli
 
Crew - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: 04-01-2006
Yer: ƬΉΣ ΚIПG ӨF ΛZΛD ΣDΛПΛ ΛƬK
Mesajlar: 1,041
Rep Gücü: 78
Rep Puanı: 3263
Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9
Crew - ICQ üzerinden mesaj gönder Crew - AİM üzerinden mesaj gönder Crew - MSN üzerinden mesaj gönder Crew - YAHOO üzerinden mesaj gönder
Tanımlı


Boşanma çocuğu nasıl etkiliyor?
Anne ve babası boşanma kararı alan çocuk kendini suçlayabilir... Bu dönemde çocuğun yaşamında ani değişiklikler yapmayın, ona daha çok vakit ayırın.

Anne babanın boşanma kararı alması kuşkusuz en çok çocukları etkiliyor. Çocukların boşanmaya karşı verdikleri tepkiler yaşlarına, cinsiyetlerine, duygusal güçlerine ve ailelerinden aldıkları desteğe bağlı olarak farklılık gösteriyor.

Kabullenmek zor
Ancak çoğu çocuk anne babasının boşanmasını kabul etmekte zorlanıyor. bebek.com sitesinde konuya açıklık getiren Tanı Eğitim, İletişim ve Danışmanlık Hizmetleri Psikolojik Danışmanı Dr. Işın Akı boşanmalarda çocukların neler yaşayabileceklerini, anne babaların onlara nasıl destek olabileceklerini ve nerelerden yardım alabileceklerini anlatıyor. Boşanma sürecinde anne babanın yaşadığı öfke, çocuğu boşandığı eşine karşı kullanmasıyla sonuçlanıyor.

Çocuğu kullanmayın
Bu şekilde birbiriyle sürekli mücadele halinde olan anne babalar, çocuklarının boşanma veya ayrılığa uyum sağlamalarını daha da zorlaştırdığını unutmamalı. Zor da olsa, anne babalar öfkelerinin farkına varmalılar ve geçmesini sağlamalılar. Çocuk, anne babasının her biri tarafından farklı yönlere çekildiğini hissetmediği sürece, boşanmayla daha iyi başa çıkıyor.

Hemen evlenmeyin
Bununla birlikte boşanmanın ne olduğu ve boşanmadan sonra anne, baba ve çocuğun yaşamında ne gibi değişiklikler olacağı konusunda çocuğu bilgilendirmek ve bilinçlendirmek gerekiyor. Boşanma sürecinde, şehir veya ev değiştirme, bakıcı değiştirme, yeni bir evlilik gibi yaşam değişikliklerini erteleyin. Yaşanması zorunlu bazı değişiklikler varsa, bunlara kademeli geçişler yapmaya gayret edin.

Kendini suçlamasın
Çocuktan ayrı yaşayacak olan eşin, kademeli olarak evden ayrı kalmaya başlamasında yarar var. Boşanmadan sonra, çocuklar her iki eşle de düzenli olarak görüşmeye devam etmeli. Unutmayın ki siz hala onun anne ve babasınız. Bir de şu gerçeği aklınızdan çıkarmayın: Çocuklar anne-babalarının boşanmasından kendilerini suçlayabiliyorlar. Bu yüzden, boşanma sebebinin onunla hiçbir ilgisinin olmadığını, bunun anne ile babanın arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığı açıkça anlatın.

Crew isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Eski 12-01-2006, 20:41   #30 (permalink)
EN Afilli
 
Crew - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: 04-01-2006
Yer: ƬΉΣ ΚIПG ӨF ΛZΛD ΣDΛПΛ ΛƬK
Mesajlar: 1,041
Rep Gücü: 78
Rep Puanı: 3263
Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9Crew Rütbe:  +9
Crew - ICQ üzerinden mesaj gönder Crew - AİM üzerinden mesaj gönder Crew - MSN üzerinden mesaj gönder Crew - YAHOO üzerinden mesaj gönder
Tanımlı


Mistik çocuklar geliyor
Yeni nesil ilaç içmek yerine evrendeki enerjiyle şifa buluyor, düşünce gücünü kullanıyor, mutlu uyanmak için odalarını öğretilere göre düzenliyor.


İ